Kız arkadaşım adı kim

Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki - 2. Kitap (Ciltli) %25 indirimli Dünyaca ünlü Kore draması My Girlfriend is a Gumiho'nun romanı şimdi Türkiye'deDiziyi sevdi ... Orijinal Adı: My Girld Friend is a Gumiho-2. Kim Seong Yeon Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki - 2. Kitap Olimpos Yayınlar ... Sinemaseverlerin beğenisini toplayan Yol Arkadaşım filmi televizyon ekranlarında da izleyicilerin beğenisini topluyor. İzleyicilerin merak ettiği Yol Arkadaşım konusu, Yol Arkadaşım ... Adı: Nae Yeojachinguneun Gumiho Nam-ı Diğer: My Girlfriend is a Gumiho,Kız Arkadaşım Dokuz Kuyruklu Bir Tilki Tür: Romantik , Komedi Ülke: Güney Kore Yayın Dönemi: 11 Ağustos 2010 _ 30 Eylül 2010 Bölüm Sayısı: 16 Yayınlandığı Kanal: SBS Süre: 1 saat Oyuncular: Lee Seung Ki – Cha Tae Woong Bizim Hikaye Suzi Kim? Foz Tv ekranlarında yayınlanan Bizim Hikaye dizisinde Bu hafta yani 14 Aralık‘ta ekranlara gelen 14.Bölümünde Suzi karakteri kısa görüntüsü ile dikkatleri üzerine çekti.Filiz önceki geçe telefonunu emanet verdiği Hikmet’tin birisine attığı ve karşısında geri gelen mesajları fark eder. Orijinal Adı My Girld Friend is a Gumiho Kim Seong Yeon Kız Arkadaşım Dokuz Kuyruklu Bir Tilki - Set Olimpos Yayınları Derya Son 9786052063200 Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki - 2 yorumları ve incelemeleri, kitaptan alıntılar ve sözleri, kitabı okuyanlar ve Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki - 2 kitabına benzeyen kitaplar. Kim Seong Yeon adlı yazara ait Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tİlki kitabı kapıda ödeme, taksit seçenekleri ve Sözcü Kitabevi'nden satın alabilirsiniz.

GRRM 2016 Söyleşileri

2020.09.14 09:50 griljedi GRRM 2016 Söyleşileri

- 2015 yılında, yapmaya karar verdiğini söylediği twistin, GoT dizisi için mümkün olmayacağını çünkü kitaplarda hala yaşayan ilgili bir karakterin dizide öldüğünü açıkladı(Elbette bir sürü karakter öldü ve bazıları hiç eklenmedi ama küçük yan karakterleri konu dışına atabiliriz diye düşünüyorum).
- Yüzsüz Adamlar hakkında...
Biliyorsunuz, suikastçilerden oluşan bir loncaya sahip olmak, yaygın bir fantezidir. Suikastçılar loncasını icat eden ilk kişi ben değildim; Biliyorsunuz, bu büyük ölçüde bir fantezi kinayesidir. Tarihte bunun için çok fazla kanıt yok. Şey ... tek kanıt, Orta Doğu'da bulunan Assassins (Haşhaşiler) adlı bir grubun olduğu ve Orta Doğu'daki insanları öldürmek için suikastçılarını gönderen Dağın Yaşlı Adamı adında bir adam olduğu, orası yüzyıllardır insanları öldürdükleri yer ama suikastçıların fantezi loncaları gibi değillerdi, bu yüzden ona kendi yorumumu koymaya karar verdim. Aslında birkaç farklı suikastçı loncası kurdum, sadece Yüzsüz Adamlar değil, Hüzünlü Adamlar ve hepsi.
Yüzsüz Adamlar felsefesinde biraz var; onlar- bazı açılardan onlar bir ölüm tarikatı ve bu dinsel bir temel, ben de bunu düşündüm ve ondan çıkarım yaptım. Gerçek dünyada daha fazla ölüm kültüne sahip olmamamıza şaşırdım, çünkü bana öyle geliyor ki, eğer bir şeye tapacaksan, ölüm oldukça iyi bir şey çünkü biliyorsun, mesela, bizim bütün bu dinlere sahibiz; sana ölümsüz hayat sözünü verirler. Hiçbiri onu teslim etmiyor. Diğer tüm dinlerdeki herkes zaten ölür, bu yüzden kazanan ölüm kültüdür. Ölüm kültü gerçekten ölüme yol açabilir. "Gelin ve bizimle ibadet ederseniz ölürsünüz." Evet, muhtemelen yapacaksın! Öyleyse ... neyse. Bunu aldım ve onunla koştum.
- GRRM, kendini pro-seks feminist olarak tanımlıyor, yani pornogrofinin ve seks işçiliğinin kadını aşağıladığını ve sömürdüğünü ve buna karşı olduğunu.
- Soru üstüne Arya’nın yakında çiçek açacağını ve ileride Arya ve Gendry’nin yeniden buluşacağını söyledi.
- GRRM Dorne hakkında konuştu! Şovu tam olarak reddetmiyordu ama bunun hakkında söyleyecek iyi bir şeyi yoktu. Bir adam, 6. sezonun onun için kitapları bozup bozmayacağını sordu. "Dizide olanların kitaplarda olacağını düşünme, dizi tamamen farklı. Kitaplar öyle olmayacak." gibi bir şey söyledi. Gerçekten ondan(show) hoşlanmadığını hissedebiliyordunuz.
- Yemekte asistanı Joanna bana bazı grafik romanların resimlerini yapan diğer asistanının "süper gizli" bir şey üzerinde çalıştığını söylediğini söyledi ve biraz sonra George masamdayken, bana Bloodraven'ı da içeren daha fazla hikaye üzerinde çalıştığını söyledi. İlk önce D&E öykülerinde Kışyarı'nın Dişi Kurtları olasılığı beni heyecanlandırdı ama sonra ben deh gibiydim, muhtemelen Winds ve sanat asistanı başka bir şey üzerinde çalışıyordu(Sonra bunu tekrar doğruladı, muhtemelen 6. kitap için Kankuzgun’u sahneleri yazıyordu).
- Targ ve Targ Olmayan Teorisinden bahsetmiş ve “İlginç, çok şey biliyorsun” cevabını vermiş(Bilmeyenler için; annesi Targ olmayan ilk doğan Targlar, anneye çekerken sonrakiler babaya çekiyor. Bknz; Rhaegar’ın kızı anneye, oğlu babaya; diğer anneden olma oğlu Jon da annesi Lyanna’ya benziyor).
- 2016’daki Bağış Yemeğindeki söyleşisi sırasında, gelmeden önce, Cersei sahnesi üzerinde çalıştığını söylemiş.
- GRRM, sanat ve oyun gibi şeyler için bazı alt lisanslar çıkardığını söyledi. GRRM ayrıca HBO'nun hikayenin tv versiyonunun tam benzerlik haklarına sahip olduğunu, yani Dany'nin Emilia'ya benzediği resimler yapılamayacağını belirtti. Kendisine iki kez sorulmasına rağmen, HBO ile kendisi arasındaki duyguda gerçek bir bağdan kaçınmakta çok dikkatliydi.
- GRRM, filmlerin kitaplardan çok uzaklaştığında nasıl nefret ettiğini söyledi(Anlayan anladı, bize sor bir de Martin! :D ).
- Bir seyirci GRRM'ye sordu: “Game of Thrones TV dizisi kitaptan uzaklaştıkça, bu, hayran kurgu hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi veya herhangi bir şey yaptı mı?
GRRM'nin Yanıtı: "Hayır. Telif hakkı ihlali olduğu için hayran kurgusuna karşı çıkmaya devam ediyorum. Tabii ki HBO, bana para dolu büyük damperli kamyonlar ödeyerek bunu aşıyor. Öyleyse, evimin önüne parayla dolu büyük bir damperli kamyonla gelmek isterseniz, size biraz hayran kurguları yapmanıza izin vermeyi düşünebilirim ama o zaman bunu hayran kurgusu olarak görmeyeceğim. Bunu bir alt lisans olarak düşünürdüm. Oyun, kart oyunları ve jeton vb. Yapan kişilere birçok alt lisans yapıyorum. Ancak Harlan Ellison, yıllar boyunca çok sesli olduğu bu kurala her zaman sahipti. Onun hakkındaki konuşmasını YouTube'da bulabilirsiniz ve bence John da sanatçıya para ödemek zorunda olduğunu düşünüyor çünkü bu şekilde hayatımızı kazanıyoruz. "
(Yıllardır dizi için D&D’nin Hayran Kurgusu demiştim ve 2016’da GRRM aslında beni resmen onaylamış. Daha ne diyelim? :D )
- Martin, kimsenin Kankuzgun’unu sevmediğini düşünüyor (ben seviyorum cicim).
- Arkadaşım, Jon ve Arya arasındaki romantizm (teori) ilişkisini sordu, Jon’un Ygritte’de gördüğü Arya bağlantısını gündeme getirdi. GRRM, evet ya da hayır diye bir cevap vermedi. Onun yerine Ygritte’in, Jon’un, yanında rahat hissettiği kadınlık seviyesi olduğunu ifade etti. “Bunun bir romantizm göndermesi olduğunu düşünmüyorum, bu belirli bir fiziksel tipe bir göndermeve Jon’un takdire şayan bulduğu şeyin bir göstergesi. Bu sanki birinin size birini hatırlatması gibi, biliyorsunuz... Diğer insanlar, orada yaşayan küçük kemirgenlere benzeyen saçlar yüzünden rahatsız olabilir. (Jon) Buna alıştığı için onu rahatsız etmiyor. GRRM şimdi koridorda "Geçmişteki bazı şeylerin bu kadar güçlü bir foreshadowing olmamış olmasını dilediğini" ve "bazı yeni şeylerin o zaman daha güçlü bir foreshadowing olmasını dilediğini" söyleyerek bitirdi.
- Bunun yerine George, (kitabın) taslağının ofis binasına asılmasına ve birinin fotoğraf çekip bunları paylaşmasına "kızdığını" söyledi. Bunun sadece kendisi ve yayıncı için bir mektup olduğunu söyledi. Bunu söylerken çok kararlıydı ve yüzünde görebiliyordunuz. Daha sonra, taslaklar yazmakta, kitap teslim tarihlerini belirlemekte iyi olmadığını ve taslaklarda sık sık "b*k uydurduğunu" ve "karakterlerin yol boyunca değiştiğini" söyledi. Yan not: Geçmiş röportajlarda başka şeyler söylediğini biliyorum(karakterlerin sonlarını 91’den beri bildiğini ve hiçbir zaman değişmediğini sayısız kere söylemesi meselesi, bu yüzden muhtemelen Jaime gibi karakterler için konuşuyor olabilir), bu yüzden bunu istediğiniz gibi yorumlayın. * "Alıntılanmış" kelimeler aynen onun sözleridir.
- Ona Bran / Orman Dansçıları / Pinokyo teorimi sordum. Pinokyo'nun Bran hikayesinde sahip olduğu görünüşte ağır etkiye dikkat çektim ve o da "İlginç" diye yanıtladı. (Pinokyo)Disney filmini görüp görmediğimi sordu çünkü bu onun "en sevdiği" Disney filmi ve ne kadar "karanlık ve rahatsız edici"idi. Kitapları okuyup okumadığımı da sordu ve sonra kitap ve film arasındaki farklara değindi. George, o sırada Pinokyo'nun vicdan istemediğini ve kendisine bir vicdan vermeye çalıştığı için cırcır böceğini ezdiğini söyledi. Birisi araya girdiğinde Bran'ı Pinokyo ile ilişkilendirmeye başladı. Bunun bir çeşit dikkat dağıtıcı taktik olduğuna inanıyorum çünkü bir şeylerin peşinde düşmüş olabilirim. Sonra durup cevabının sonraki bölümünü düşünürken, başka bir kadın Shakespeare'in onu nasıl etkilediğini sordu. Bu arada, bu Shakespeare sorusu halka açık tartışma panellerinde en az iki kez daha sorulmuştu.
- Doğrudan gerçek kitaplardaki referanslardan söz etmeye başladı, o zamandan bugüne taslaktaki "farklılıklara" gitti. Ana beşlinin oyun sonunu, ve Sansa’yı da dahil ederek, Demir Tahta kimin oturacağını hala bildiğini söyledi, ancak herhangi bir ayrıntı vermedi bariz nedenlerden dolayı.
(Şimdiye kadar çevirdiğim bu söyeleşi karmaşık bir şekilde sıralanmış, bir yerde bahsedip sonra ileride tekrar bahsedip ayrıntıya giriyor veya arada başka bir şey bahsedip devame diyor gibi, anormal. Bu yüzden tekrar tekrar sorulmuş gibi düşünmeyin bazı şeyleri.)
- (Jon-Arya meselesine devam) Pekala, bunu benden daha fazla düşündün. Demek istediğim, Jon Arya'ya çok düşkün. Burada Stark ailesi yuvasındaki iki garip kuştu. Diğerleri, birbirlerine benziyorlar, ikisi de kahverengi saçlara sahipti, biliyorsunuz, Sansa ve Bran ve Rickon ve Robb'un kumral-kızıl saçlarının aksine. Yani aralarında her zaman bu yakınlık vardı. Ve bilirsiniz, Arya Jon'un bir piç olduğunu umursamadı ve Jon da Arya’nın bir erkek fatma olduğunu umursamadı, bu yüzden orada bir yakınlık var. "
- [Jon'un sevgilisini kız kardeşiyle karşılaştırmasıyla ilgili soru (ama olayı çok baya başka noktaya geçirip, başka şeylerden bahsedip, sonunda bir şeyler bağlıyor)] "O(Jon) yaptıysa, uhm ... Bu kitapları 1991'de yazmaya başladım ve uhm, 91'de üzerinde çalıştım ve sonra bir televizyon oyunu aldım, bu yüzden onu gerçekten 'Doorways' üzerinde çalışmak için bir kenara bıraktım. 92-93'te tv pilotu ve bir televizyon programı yaptım. 94'te ona [kitaplar] geri döndüm ve üzerinde çalıştım. Biliyorsun, o zamana kadar, yazar olarak kariyerimde, satış öncesinde kitabın tamamını hep daha önce yazmıştım. Bu alışılmadık bir durum. Çoğu yazar bölümler ve bir taslak yazıyor. Birkaç bölüm yazıyorlar, kitabın geri kalanının ana hatlarını veriyorlar, bunu yayıncıya veriyorlar ve yayıncı 'tamam, onu alacağım' diyor.
"Bazılarınızın fark etmiş olabileceği gibi, çok çok dikkatli bir şekilde ilgilenenler, son teslim tarihlerinde iyi değilim. Ve, uh, taslaklarda da iyi değilim. Her zaman taslaklardan nefret ettim. Fevre Dream ve Armageddon Rag ile Dying of the Light ve tüm romanlarım ile kitabın tamamını yazdım. Bölümler ve taslaklar yapmadım. Oturdum, bütün bir kitap yazdım ve ajansıma gönderdim. 'Bakın, işte tam bir kitap ve bitti' dedim. Bu şekilde son teslim tarihim olmadı, piyasaya çıkmadan önce bitti. Ve benim için iyi çalıştı. Ve ilk düşüncem bunu aynısını yapmaktı bir şekilde ama olan şey, biliyorsunuz, 1994'te, ona döndüğüm ve üzerinde çalışıyordum ve bu konuda çok heyecanlıydım ve 'Bu Game of Thrones kitaplarını gerçekten sonraki bölümlerini bitirmeyi istiyorum ' . Ama hala Hollywood'daydım ve Doorways’deki tüm bu temelleri kaybettim, hala oradaydım ... Stüdyolar ve Networklar hala benimle çalışmak istiyor, bu yüzden başka işler alıyorum "Bu filmi senin yazmanı istiyoruz", "başka bir tv pilotu yapmanı istiyoruz" gibi. Ve biliyorsun, onlardan birkaç tane aldım ve 'Aman tanrım, kitabı tekrar kaldırmam gerek' dedim. Çünkü [kitap için] son tarihim yok. Biliyorsunuz, Hollywood'u düşündüğünüzde size bir son tarih verecekler, bilirsiniz, 'burda oğlum, bu filmi yaz, üç ay sonra istiyoruz' diyorlar.”
"Bu yüzden, 'Bak, romancı olmaya geri dönmek istersem, bitmemiş olsa bile bunu satmak zorunda kalacağım' dedim. O noktada 200 sayfalık Game of Thrones'um vardı ama onlar bunu istediler "Taslaklar yapmıyorum. Ne olacağını bilmiyorum, giderken çözüyorum. Ve hep böyle yaptım." dedim. Hayır, bir taslak hazırlamamız gerekiyordu. Bu yüzden iki sayfa yazdım, ne olacağını düşündüğümle ilgili iki sayfalık bir şey. Bir üçleme olacak, üç kitap olacak, Game of Thrones, the Ejderhaların Dansı. ve Kış Rüzgarları Bunlar üç pencere başlığıydı. Ve, uh, üç kitap olacak ve bu olacak ve bu olacak ve bu olacak. Ve ben uyduruyordum.”
"Ve bu iki sayfanın çoktan unutulduğunu düşünmüştüm çünkü elbette kitaplar satıldı. Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri'nde ve İngiltere'de satıldı. Daha fazla Hollywood işi almak zorunda kalmayacağım kadar çok paraya sattılar. Böylece etrafta 'hayır' diyebildim. 94 ve 95'te bitirmek için birkaç tane daha az [???] vardı. Bir kere ‘hayır, artık daha fazla tv show istemiyorum, bu kitapları yazmak istiyorum” dedim ve kitapları yazmaya başladım. Ve bu süreçte, taslağı hemen hemen göz ardı ettim. Karakterler beni tamamen farklı yönlere götürdü. Yani, 20 yıl boyunca o iki sayfalık şeyin var olduğunu bile unutmuşum. Ve sonra İngiliz yayıncım HarperCollins'den biri, yeni bir ofis binasına, uh, yepyeni ofislere, yeni konferans odalarına, kitaplarla ve benzeri şeylerle dekore ettikleri büyük konferans odalarına kavuştu. . Konferans odalarına yazarların adını verdiler, yani konferans odalarından biri [?] Ve bu plastik vitrinlerden birine iki sayfalık taslağı astılar, evet. [??], benden izin istemediler, sadece koydular. Ve bu iki sayfalık taslakta Jon ve Arya romantik bir öğe haline geliyor. "
(Sonra yine en yukarıda “işte bunun romantizm göstergesi olduğunu sanmıyorum... ile başlayan paragraf geliyor ve sonra 5 dakika kaldı, diye bir şey söyleniyormuş ve GRRM devam ediyormuş.)
"Biliyorsunuz, bu taslağın ortaya çıkmasına çok kızmıştım. Olmamalıydı. Bunun gibi ana hatlar ve mektuplar yalnızca editörün gözleri içindir. Kamuya açık gösterilmemelidirler. Ve, uh, onlar ayrıca [?] [?] üzerindeki kağıtlarım, tüm makalelerim ve yazışmalarım. Biliyorsunuz, o şeyleri oraya yıllardır gönderiyorum ve bu, bilirsiniz, gelecekteki bilim adamları için veya her neyse, tıpkı diğer birçok yazar gibi. Her nasılsa, kafamın arkasında 'evet, öldüğümden 20 yıl sonra bir bilim adamı girip onları bulacak' gibiydim. Hemen içeri giriyorlar! "
[1991 sonuyla devam edip etmediğini soruyorum]
- "Evet, yani nereye gittiğimi bilmediğimi söylediğimde kısmen şaka yaptım. Ana fırça darbelerini biliyorum ve ana fırça darbelerini 1991'den beri biliyorum. Kimin Demir Taht'ta olacağını biliyorum. Bazı savaşları kimin kazanacağını biliyorum, ana karakterleri; kimin öleceklerini ve nasıl öleceklerini, kimin evleneceğini ve tüm bunları biliyorum. Ana karakterler. Tabii ki yolum boyunca bir bir çok küçük karakter, bilirsiniz, ben, uhm ... 1991'de Bronn'un nasıl olacağını biliyor muydum, Bronn'a ne olacağını? Hayır, Bronn adında bir adam olacağını bile bilmiyordum. Onu yol boyunca keşfettim. 'Tamam, (Tyrion)kaçırılıyor. Bakalım orada bir çift paralı asker var, isimleri Fred ve Bronn' yazıyordu. Aslında Bronn ve Chicken'dı ve onlardan biri öldü, bir yazı tura attım 'tamam, kim öldü? Tavuk öldü, çünkü adı aptalca. Bronn daha iyi bir isim, bu yüzden Bronn'u koruyacağım.' Ve sonra Bronn oldukça ilginç bir karakter haline geldi ve bu karakterlerin çoğu kendi akıllarını kazanıyor. Siz konuşana kadar öne doğru itiyorlar ve havalı bir söz düşünüyorsunuz ve Bronn'a veriyorsunuz çünkü konuşmaya çalışıyor ve şimdi Bronn havalı bir şey söyleyen biri. [?] Karakterler bu şekilde sizde büyüyor. Bu yüzden hala yol boyunca küçük karakterlerin çoğunu keşfettiğim. Ama ana-"(cümle tamamlanmamış? Peh)
[Arya'nın ve Jon'un kaderini bilip bilmediği soruldu.]
- "Tyrion, Arya, Jon, Sansa, bilirsiniz, tüm Stark çocukları ve büyük Lannisters, evet."
(Yeminle şu ana kadar çevirdiğim en karmaşık söyleşi bu oldu, muhtemelen aktaran arkadaşın kendisinden kaynaklı çoğu ve GRRM de baya çelişkili ve yarımlı ve aktaranın bile anlamadığı bazı cümleler kurmuş. Ne diyon abi sen? Sıfırdan şimdi her şeyi tekrar daha düzenli anlat lütfen. :D Neyse şimdi başkalarına geçiyoruz, burası bitti.)
- En çok hangi karakterle ilişki kurduğu sorulduğunda “hepsiyle ilişki kuruyorum. Onlara sempati geliştiriyorum. Empati, her yazarın meydan okumasıdır. Yazmayı öğretirken insanlara ‘bildiklerini yazmak’ yerine tam tersini yazmanı söylüyor. Derileri içinde dolaşmaları gerekiyor.”
- Jon ve Robb olmak ister ama gerçekten Sam gibi (Aslında bu son dönemlerde Sam’e benziyorum açıklamalarını ilginç buluyorum çünkü ilk yıllardan beri kendisini Tyrion ile özleştirdiğini gördüm ama sanırım artık öyle olmadığını anladığı bir aydınlanma yaşadı).
- Aeron'un inancını paylaşmadığını ancak ilginç bulduğunu söyledi. İnancı sayesinde kendini bir arada tutan paramparça bir adam.
- "Brienne, zincirden örülmüş zırhlı bikini giyen DND kadın savaşçılarına cevabımdır"(Saygılar usta, aldık mesajı, seni anlıyor ve sonuna kadar bu konuda destekliyorum).
- Birisi Arthur Dayne'in öldüğünü doğrulamak istedi. "HİÇBİR ŞEYİ ONAYLAMIYORUM. 1000 aptal teorinin hüküm sürmesine izin verin ”(GRRM, ben senin....)
- Sancaksık Kardeşlerin neden R’hllor inancına geçtiği soruldu. “Çünkü onlar birinin ölümden döndüğünü gördüler. Birinin ölümden dirildiğini görsem ben de o dine girerdim.
- Birisi Brandon Stark'ın Kral Toprakları'na gittiğinde Rhaegar'ın çıkıp ölmesi dışında başka bir şey söyleyip söylemediğini sordu. George, tarihin bunu kaydetmediğini söyledi ama muhtemelen şöyle bir şeydi, "Bu uzun bir yolculuktu. Yiyecek bir şeyler var mı? Oğlum, atıma iyi bak. " (Şakanı yesinler.)
- Annem, zor zamanlar geçiren çok iyi bir aileden geliyordu ama yine de bir servet hatırası vardı. Bradys adlı ailesinin adını taşıyan uzun bir iskele inşa ettiler. Okula giderken her gün çok süslü Brady evinin önünden geçti ve kendi kendine "Neden o eve BİZ sahip değiliz? O rıhtım bizimdi! Kendimi kraliyet ailesinin sürgün edilmiş bir üyesi gibi hissettim. Belki de Dany şeylerin bir kısmı buradan geldi.”
- "ASOIAF'in bu kadar uzun olmasını planlamıyordum. İçinde dolaştım. Daha önce sadece dört roman yayınlamıştım ve her biri sadece bir yıl sürdü. ASOIAF'ı bir üçlü olarak yazmayı planlamıştım, bu yüzden üç yıl süreceğini düşündüm. İlk kitap için 1400 sayfaya ulaştığımda, uzun bir kitap olacağını biliyordum. Yaklaşık 400 sayfa kaldı ve bu ACOK'a dönüştü. Sonra "dört kitap üçlemem" beş oldu ve sonra altı kitap üçlemesi oldu. Ben onu 6 kitapta tutmaya sımsıkı sarıldım ama eşim Parris yedi parmağını kaldırmaya devam etti. Tolkien'in dediği gibi, hikâye anlatıldıkça büyüdü. "
- Konuşmanın öne çıkan bazı kısımları: -Varys ve Littlefinger, her birinin birbirleriyle ilgili zararlı şeyleri bildiği, ancak hiçbirinin diğerinin niyetinden emin olmadığı (Littlefinger daha yakın olsa da) politik bir dans oynuyor.
- Eğer en sevdiği karakteri öldürürse karısı onu terk edecek herkes diyor ki, A ile başlayıp bitiyor.
- Hayır, 2500 kişilik bir forumda Lyanna'nın son sözlerini açıklamayacak.
-Ve en açıklayıcı olanı: Winds için Kış'ın 'şeylerin öldüğü' en karanlık dönem olduğunu ve birçok karakterin karanlık yerlere gideceğini söyledi(gel de heyecan yapma :D ).
- Yedi Krallık'taki siyasi kurumların neden bu kadar zayıf olduğunu düşünüyorsunuz?
Krallık ejderhalarla birleşti, bu yüzden Targaryen'in kusuru monarşiyi tamamen onlara bağlı olarak yarattılar. Küçük konsey gerçek bir kontrol ve denge olarak tasarlanmadı. Bu yüzden, ejderhalar olmadan (krallık) aksırdı, çılgınca beceriksiz ve megalomanyak bir kral, aşk vurgunu bir prens, acımasız bir iç savaş, tahtla ne yapacağını gerçekten bilmeyen ahlaksız bir kral ve sonra kaos.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.08.01 16:46 komediyen İREM SENİ ÇOK ÖZLEDİM

Henüz 5. sınıfa gidiyordum. Küçük bir çocuktum o zamanlar. Metin 2 diye bir oyun var, işte ben o zamanlar bu metin 2 nin orjinal hali yani tr sini oynardım. Bir gün bir arkadaşım bana metin35 var kılıç, zırh yapmak daha kolay falan demişti. Tabi benim aklıma yatmıştı, gerçek metin2 zordu. Kim istemezdi ki +9 itemler, yüksek level olmak. Arkadaşıma "Gel banada yükle" demiştim. Arkadaşım bize gelip yükledi ve oyuna girdik. Ninja karakterini oluşturmuştum, nickini ne yaptığımı hatırlayamıyorum kesin saçma sapan bir şeydi. Oyunu oynarken her şeyin çince olduğunu fark ettim. Normalde oynamazdım ama level atlamak o kadar kolaydı ki vazgeçememiştim. Zamanla oynaya oynaya yüksek levellere gelmiş güzel itemler yapmıştım. Bir gün oyunda bir tane kız ninjanın yanına giderek ws teklif etmiştim. Tabi bu oyunu yabancılar da oynuyordu. Neyse ws teklif ettiğim kişi beni yenmişti. Nasıl olurdu tekrar tekrar ws atmamıza rağmen, her defasında kaybediyordum. Kız ninjaya oyunda "Türk müsün sen" diye sordum. Bana cevap vermemişti. Büyük ihtimal yabancı diyerek başka oyuncularla ws atmaya devam ettim. Aradan bir kaç gün geçmişti ki bu ninjayı tekrardan gördüm. "IIIIIIIIIIIIII" diye tuhaf bir nicki vardı. Hiç unutamıyorum. Tekrardan yanına giderek "Beni hatırladın mı hani ws atmıştık?" diye sordum. Sonradan kafama dank etti. Kendi kendime "Bu kişi yabancıydı." dedim. Tam yanından gidecekken "Evet" dedi. Şaşırmıştım, bu sefer "Sana Türk müsün diye sorduğumda neden cevap vermedin" dedim. O kısımları tam olarak hatırlayamıyorum. Bununla birlikte kasılmaya, leveller atlamaya başladık. Zamanla bana kanka demeye başladı. Birbirimize isimlerimizi söyledik. Onun adı İREM di. Kız olmasına şaşırmıştım ve birazda moralim bozulmuştu. Çünkü kızlarla oyun oynanmaz diye düşünürdüm. O zamanlar küçüğüz yanlış düşünemiyoruz hiç. Neyse bir gün ondan msn adresini istedim. Bana "Kanka benim msn adresim yok" demişti. Bende ona kız kardeşimin msnsini vermiştim. Kankam Msn adresine girdiğinde bana profil resmine "kendi fotoğrafımı koyabilir miyim?" diye sormuştu. "Sen bilirsin" dedim. Neyse kankam profil resmini kendi resmi olarak değiştirdi. O yüzü o at kuyruğu saçı aradan yıllar geçse de hiç unutmadım. Aradan aylar geçti, bir yandan metin2 oynuyoruz bir yandan da sürekli msn de konuşuyoruz. Ben o zaman dershaneye gittiğim için akşam 6 gibi anca oyuna girebiliyordum. Oyuna girdiğim zaman daha karakter gelmeden sol köşede mesaj simgesi belirirdi. Mesajı atan kişi İrem'di. "Selam" diye. Vay be bunları yazarken o anlar aklıma geliyor ya. Neyse ben bir gün oyunda yine kız bir ninjayla tanıştım. O da kızdı ama adını hatırlayamıyorum. Metin 2 de evlenme diye bir şey var. O yeni tanıştığım ninja ile oyunda evleniyordum. Kankama "Kanka evleniyorum düğünüme gel" demiştim. Bunun üzerine oda düğünümüze gelmişti. Dans ettik, düğüne gelen başka insanlarla muhabbet ettik ve düğünü bitirip evlenmiştik. Aradan 2 , 3 saat geçmişti ki kankamdan bir mesaj geldi. "Kanka bu kızdan ayrıl, çok güçsüz" demişti ve sürekli o kız ile ws atıyordu. Bende ona "Ne gerek var, ben ayrılmam" demiştim. Bunun üzerine kankam bana " Senin ben taa amk. Senin şerefini, gelmişini, geçmişini" diyerek dümdüz gidiyordu. Şok olmuştum "Kanka ne oldu neden küfrediyorsun?" diye sordum. Bana "Lan ben seni seviyordum, ben sana aşık olmuştum." demişti. O an işte o an bilgisayarın başında kalbim güm güm diye atıyor ellerim ayaklarım titriyor, nefes alıp vermekte zorlanmaya başlamıştım. Kendi kendime "Ne oluyor bana? Şekerim mi düştü yoksa" diye annemin yanına gitmiştim. Halbuki 11 yaşında ki çocukta ne şekeri? Annem beni görür görmez "Hala hazırlanmadın mı dershaneye geç kalacaksın" diyerek bilgisayarın fişini çekmişti. O gün dershanede hoca ders anlatırken ben İrem'in dediklerini düşünüyordum. Eve gelir gelmez bilgisayarın başına geçip oyuna girdim. Bu sefer İrem bana mesaj atmamıştı ama oyunda açık gözüküyordu. İrem'e mesaj attığımda bana "Bir daha bana yazma sevgilim kızar" demişti. Oyunda "Burak" diye birisiyle evlenmişti. Üstüne üstlük 15 yaşındaydı yani bizden büyüktü. Burağa mesaj atarak "o kız 11 yaşında senden küçük" dedim. O da bana "Aşkın yaşı olmaz" demişti. Bunların oyunda ki arkadaş çevresi kalabalıktı ve oyunda kendilerine özgü bir mekanları vardı. İrem sürekli onların yanında takılıyordu. Ben ise oyunu sırf o var diye oynardım o oyunda açık olmadığı zaman direk çıkardım. Msn ye hiç girmez olmuştu artık. Bir gün onların oyunda ki mekanlarına gitmiştim. Ninjanın görünmezlik skili ile aralarına yaklaşırdım. İremi onların yanın da gördükçe ağlardım. Neden ağlıyordum ki alt tarafı bir oyundu neden canım bu kadar yanıyordu bilmiyordum. Oyunda kuzenim de oynardı o da okçu ninjaydı ve hile vardı. Kuzenim ile birlikte bunların mekanını basmıştık. Tabi kuzende hile olduğu için yerden kaldırmıyordu sürekli öldürüyordu. Çocukluk işte ne düşünüyordum ki. Oyuna bir kaç gün girmemiştim. Msn de takılırken İrem'den mesaj geldi "Neden oyuna girmiyorsun" diye sordu. "Canım oynamak istemiyor" diye cevap verdim. Bana "Mustafa ben seni çok seviyorum" demişti. Bende salağa yatıyordum, bana her seni seviyorum diyişinde ona "Ne demek istiyorsun anlamıyorum" diyordum. Profil resmine yeni bir resim yüklemişti. kız kardeşi ile birlikte. Kız kardeşinin adı Ayşe idi. İrem"in bana en son attığı mesaj "Kanka İzmir'e taşınıyoruz oraya gidene kadar msn ye giremeyeceğim, oraya gidince tekrardan konuşuruz" demişti.
İrem bir daha ne msn ye ne de oyuna girdi. Her saat başı oyuna girer açık mı acaba diye kontrol ederdim. En saçma olanıysa İrem'in soyadını nasıl hatırlayamam. Keşke salağa yatacağıma "Bende seni çok seviyorum" deseydim. Ne zaman İrem ismini duysam kalbimin atışı hızlanır, elim ayağım titrerdi. Belki çok saçma gelecek, oyun ulan bu aptal mısın diyeceksiniz. Ama o duyguları hissetmek o acıları yaşamak bile çok güzeldi. Ne kadar kızla çıktıysam bu duygunun en ufağını bile hissedemedim. Az önce kız kardeşimin hesabına girdiğimde İrem ve kız kardeşinin birlikte çekildiği fotoğraf duruyordu. Bunu görünce bı yazayim dedim. Velhasıl kelam olurda bir gün karşıma çıkarsa ne yaparım bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var onunla konuşmayı, birlikte oyun oynamayı, birde onu çok özledim... Okuyan herkese çok teşekkür ederim. Hala aşığım.
submitted by komediyen to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.15 16:20 hassnictir01 mafya ya giriş hikayem

O zamanlar lise 2 deydim.Hep yalnızdım hiç öyle bir arkadaş grubum yoktu sadece ahmet vardı.Oda sıra arkadaşımdı gereğinden fazla yavşaktı. Herkese yavşar. Popi olmasa bile okulda tanınan bir çocuktu sigara içki de içerdi ortamlara da girerdi. Aramız çok iyiydi sadece ben onun yanında biraz ezik kalıyordum. Artık yalnızlığım başıma tak etmişti. Kız arkadaşımda yoktu ergen adamız kanımız kaynıyo malum abazalıkta var. Ailemdeki herkes sigara içiyor, ahmet bana hep içme derdi. ikram bile etmezdi öyle çok ta süt bir çocuk da değildim semtimde hatrım geçerdi.Çok sevdiğim bir kız vardı selin ona aşıktım. Onla aynı semtte otururduk ortaokul arkadaşımdı. Okulda çok havalıydı çok güzel bir kızdı. Bana göre fazla bir kız ama olsun hayallerim hep ama hep onunlaydı gözümü kapattığımda hep o gelirdi aklıma.Her şey o gün başladı arkadaşım Mert çok tedirgin bir şekilde elinde siyah bir poşetle yürüyordu.O da benim ortaokul arkadaşımdı. Kardeşim bu emanet sende kalsın 1 saate parkta buluşuruz dedi.Ben alamam dedim zorla elime tutuşturdu sonra koşmaya başladı arkasından 2 tane adam geldi sivil polisler silah çıkartıp beni yere yatırdılar.Ben içimden tüm duaları okurken polisler poşeti açtı.
Poşeti açtıklarında poşetin içinde don vardı bildiğin don. Polis sinirlendi yerdeyken bana tekme attı.Ben korkudan napıyosun bile diyemedim. Adam birden taşşak mı geçiyosunuz lan diye bağırdı herkes bize bakıyordu. Ben iyice korkmaya başladım 3,5 atıyordum. Birden adam ayağa kaldırdı beni yüzüme sert bir yumruk attı. Kelepçe taktı ve bir polis arabasına bindirdi ben karakolda ifade verir salarlar sandım ama adam kafama çuval geçirdi. Beni bir anda yolun ortasında indirdi. Kelepçeyi ve çuvalı da çıkarttı eğer dikkat çekecek bir hareket yaparsan bu son hatan olur dedi. Ben şok olduğum için ağzım açık hiç bir şey diyemiyordum. Adam beni takip et dedi diğer elemanda dikkat çekmeden arkamdan geliyordu. Bir anda büyük bir gece kulübüne girdik girdik ViP yerine gittik herkes bana bakıyordu bir şampanya şişesinde yüzümün yansımasını gördüm burnum kanıyor dudaklarımdan aşağıya inip çenemden montuma doğru damlıyordu ama ben hiçbir şey hissetmiyordum.
Bir adam geldi garson şefi falan heralde napıyorsunuz dedi bu sivil polis bunu itmesiyle arkadaki masanın yerle bir oldu bardaklar kırılmış içkiler dökülmüştü içerdeki herkes dans etmeyi bırakıp bize baktı. Takım elbiseli bir adam gelip bizi merdivenlerden indirdi ve geçit gibi bir yere geldik biraz yürüdükten sonra bir yazarhane nin içine girdik içeride marlon adnan vardı. Bana baktı çık dedi sonra içerden 2 el tabanca sesi duydum içeriden marlon adnan çıktı o babamın çocukluk arkadaşıydı beni çok severdi bende ona karşı hep saygıyı davranırdım. Bana baktı korkma dedi.Ben kapı aralığına bakınca etraftakileri kanları farkettim. Sadece ağzım açık bakıyordum.
Senin burda ne işin var oğlum babanın haberi var mı bu işte dedi. diyalog şu şekilde (+ben-Marlon adnan) +Abi noluyo o adamlar kim ne istiyorlar beni niye buraya getirdiler(korkudan ağlıyorum) -Kardeşim benim yanımda güvendesin yanlış bir anlaşılma olmuş heralde sen bana şu poşeti veren çocuğun adresini ver +Abi vallahi bilmiyorum (yalan) -Sana güveniyorum bu çocuğu nerden tanıyorsun +Ortaokul arkadaşım ama evini bilmiyorum -Bak o çocuk senin hayatını karartabilir o çocuktan uzak dur onu gördüğünde yolunu değiştir Bende onaylarcasına kafamı salladım bir anda müzik kesildi ve üst kattan polis telsizi sesi geldi. 'Girdik amirim' Adnan abi adamına işaret yaptı. Sonra ayağa kalktı ve bu olanları unut babana da hiç bir şey deme dedi.Ben yine kafamı sallamakla yetindim. Adnan abi gider adamı içerideki kolonyayı cesetlere döküp çakmakla yaktı baya alevlendi ortalık beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı beni bi yere sokup kapıyı açtı ve dışarıya çıkarttı bana koşup eve gitmemi ve normal davranmamı söyledi.Ve içeri girdi. Ben koşarken arkamdan silah sesleri geliyordu. Korkudan ağlayarak koşuyordum ikide bir takılıp düşüyordum.Ama tekrar kalkıp koşuyordum.Eve gittiğimde saat gece 2 ydi. Babam bana nerdesin diye tokat attı. Hayatımda ilk kez babamdan tokat yemiştim. Hemen odama gittim ağlayarak uyandım. Sabah haberlerinde o mekanın yandığını ve içeride 9 polis cesedi olmak üzere 45 ceset bulunduğunu gördüm. Hasta numarası yapıp okula gitmedim...
Okula gitmediğim için annemle evde mal mal oturuyordum zaten mal olmuştum yaşadıklarım sonucunda annem bana dün neredeydin dedi.Bu soruyu bekliyordum.Ama sormakta gecikmişti. Niye bu kadar geç sordu bu soruyu.Ben arkadaşlarımla takılıyordum saati farketmedim. Annem doğru söyle dedi ve tokat attı. Babam ya da annem değil bana vurmak bana 1 kere bile bağırmadılar ben çok şaşırdım bu tepkiyi verince.Ben doğru bu dedim o da geri çekildi ve 'iyice babana benziyorsun' dedi.Ben hiç bir şey demeden odama koştum ve ağlamaya başladım. Akşam babam eve geldi hoş geldin bile demedim. Yaşlı gözlerimle odamda tv izliyordum. Babam odaya girdi. Usulca yanıma yaklaştı ve oğlum sakin ol dedi gözyaşlarımı sildi. Babam otopark işletiyor.Bak oğlum her şeyi biliyorum. Gecede biliyordum sadece sen anlatırsın diye bir şey demedim.Bu yollardan bende geçtim.(+ben - babam) +Baba ben bir şey yapmadım -Yapmadığını biliyorum +Niye bana kızıyorsunuz -Annende ben de senin iyiliğini istiyoruz.Bu işlere karışma... +(sözünü keserek)Baba zaten ben bir şey yapmadım -Sakin ol oğlum +Sakin olamıyorum baba belkide benim yüzümden bir ton insan öldü -Senin bir suçun yok dedi ve gitti. Ertesi gün cumartesiydi. Hemen kahvaltı yapıp Mert'in tüm olanların sorumlusunun evine gittim ve bağırmaya başladım. Dışarı çıktı.(+ben -mert) -Napıyosun lan(götü başı ayrı oynuyor) +Dün olanları anlat lan -Kardeşim kusura bakma(R) +Senin kusurunu sikeyim(Yumruğu geçirdim;) Hayatımda ilk kez vurdum. Bana karşılık olarak çakı yı çıkarttı ve bacağıma sapladı. Çakıyı çıkardığında çakıdan kanlar damla damla yere akıyordu.Ben bu görüntüyü görünce arkaya doğru düştüm.Bir elimle bacağımı bir elimlede kalbimi tutuyordum. Başımda dikildiğini gördüm. Birini aradı ve 'böyle olsun istemezdim' dedi.Ben o anda bilincimi kaybettim. Uyandığımda Hastanedeyim.
Uyandığımda ailem başımdaydı 8 yaşındaki kız kardeşim beni öperek uyandırdı. Yüzüm gülerek uyandım. Bana bakıyorlardı annem ağlıyor babam gözlerini ağlamamak için zor tutuyordu. Babam annem ve kardeşim odadan çıkardı içeri polis girdi. Bana taburcu olduğumda karakola gelmemi söylediler.Bu sefer babama her şeyi anlattım. Bana sakin olmamı söyledi. telefonu çaldı ve bana “Senin yanındayım” dedi odadan çıkarken telefonu açtı. konuşmaya başladı koridor da olmasına rağmen sesini duyabiliyordum. selam vererek açtı telefonu(+Babam) +Kardeşim yakışıyor mu size ? +Bana o çocuğu vericeksin (bağırarak) +Ben onu bunu anlamam cezasını ben vereceğim +Sakin makin olamam Bana baktı ben o sıra uyuyo numarası yaptım. +Benim oğluma kıyan o çocuğu geberteceğim o sırada annem ve kardeşim geldi...
1 ay hastaneden çıkamadım. Babam sık sık telefon görüşmelerinde böyle konuşuyordu.Ben taburcu olduğumda mert'in evine gittim dışarda mert'in ayakkabıları dışarıdaydı. Ordaki arkadaşlarıma sordum mert nerde diye. intihar etti dediler. Ben olayı iyice araştırdım bazı elemanlar vuruldu falan dedi.Ben Adnan abinin yanına gittim ama adnan abi yoktu. Sordum karakoldaymış. Bende hemen karakola gittim.Önce ifademi verdim sonra adnan abiyle görüşme izni almak için orada duran polisin yanına gittim. Bekle dedi ve Adnan abinin kaldığı yere gitti ve benim yanıma geri geldi içeri gir 5 dakikan var dedi. Sanki emri Adnan abi den alıyordu amirinden değil.Ben içeri girdim selam verdim.(+ ben - adnan) +Abi neden burdasın diyemedim tabi abi Mert ölmüş dedim -Babanın sonu da yakın +Ne diyosun abi -Baban öldürdü onu cezasını çekecek +Abi benim babam öyle bir şey yapmaz -Baban işlettiği otoparkına seni kaç kere gece çağırdı Sessizlik oldu +Çağırmadı ama orada kötü bir şey yapmıyor -Tabi kötü bir şey yapmıyor sadece kumardan aldığı parayı sayıyor ve tetikçilerine hedeflerini söylüyor. Babam ben doğmadan 2 yıl hapiste yatmış ama ne yüzünden yattığını bilmiyorum. Bana mantıklı geldi. +Abi doğru söylüyorsun dimi demire doğru yaklaştı ve -Lan benim işim gücüm yok seni mi kandıracağım babana selam söyle ve elemanın verdiği kağıdı ona ver. +ta... tamam abi…
Polis geldi başıyla adnan abi ye selam verdi. Sonra beni dışarı çıkarttı.Çaktırmadan cebime bir kağıt soktu.Ben sinirli bir şekilde eve yürümeye başladım.
Kağıdı açtım ve okumaya başladım -(Babamın adını Ekrem olsun)Ekrem dün cesedi bizim çocuklar buldu. Benim sana verdiğim emanetle adam vurmuşsun. Leşi eğer polisler bulsaydı olay bana patlayacaktı.Bu olay sana olan güvenimi kaybetmeme neden oldu. Senin ve oğlun için 1 görevin var emaneti benim kuruçeşme’deki mekana bırak.Ve iş için benden haber bekle. yazıyı okuduğum gibi soğuk terler her tarafımı sardı götüm bile terlemişti hemde 1 saniye içinde babama kağıdı vermek için otoparka gittim
Otoparkta 1 tane bile araba yoktu. Yazhaneye girdim kasa bomboştu pc gitmişti sonra yerde kan olduğunu fark ettim kamarelar pc ye bağlıydı.pc nin yerde parçalanmış olduğunu gördüm dışardaki kameralara dokunmamışlar ama yazhanedeki kamera kırılmış şekilde yerdeydi. Polisi sonra da annemi aradım. Anneme anlattım annem ağlayarak babandan bıktım ben annemin yanına gidiyorum ne hali varsa görsün deyip yüzüme kapattı.Çok öfkeliydi. Demek ki annem babamın ne haltlar yediğini biliyordu. Gelen polisler tam 5 araba da geldiler indiklerinde 15-20 kişi vardı ordan hemen soru sormaya başladılar. Kamera yedekleri olup olmadıklarını sordular o an aklıma ama tel için neutron adlı bir uygulama var o uygulamada kamera yedekleri canlı izleme gibi özellikler mevcut ama o an hiç bir şey aklıma gelmedi.Bi anda karakoldaki kağıt veren adam geldi ve bana takoz bir telefon verdi. Adnan abi arayacak dedi ve olay yeri inceleme bantları astılar bizim otoparkın ruhsatı yoktu bu olay da hemen çıktı ve otopark mühür yedi. Yani ruhsat çıkmadan açılmayacak otopark. Beni eve yolladılar tam kamera kayıtlarına bakarken Adnan abi aradı..
Selam bile vermedi Adnan abi direk konuşmaya başladı.(- Adnan abi +ben)
-Kardeşim özür dilerim +Abi ne diyosun sen -Bak seni severim babanı daha da çok severdim... Bir iç geçirdikten sonra devam etti -Baban Mert in canına kıydı ama Mert yalnız değildi, hiç yalnız olmadı. +Ne demek istiyorsun Adnan abi -Babandan intikam alacaklar onu kaçıranlar... Çok derin iç çekiyordu nefesi sanki ensemdeydi. -Mert onların tetikçisiydi. +Abi Mert daha kaç yaşında bab... Sözümü keserek devam etti -18 yaşından küçük olanlar daha az ceza yediği için onu seçtiler hemde çevresi olan serseri bir çocuktu.Her neyse ben burdan yarın çıkacağım sende kendine ve ailene dikkat et sizede intikam almak için zarar verebilirler. Telefonu yüzüme kapattı. Hemen annemi aradım, açmadı çıldıracaktım annem neden telefonunu açmıyordu.O sırada ahmet aradı(+ben - ahmet) -Lan gerizekalı kaç gündür arıyorum neden açmıyorsun +Kardeşim (ağlamaya başladım) -Lan iyimisin evde misin ? +eve.. evet
Telefonu yüzüme kapattı yarım saat sonra kapı çaldı elinde 6 bira ve cebinde çok açık şekilde olan 2 tane davidoff(sigara) hemen içeri aldım. Sarıldım kardeşim deyip olanları anlattım.O da efkarlandı bende.Ben hayatında sigara içmeyen süt sayılan çocuk 1 gecede 1 pakete yakın sigara ve 2 bira içmiş kusa kusa ölüyordum. Sabah kalktığımda ahmet simit almış simitle kahvaltı yaptık Ben Adnan abinin yanına gidecektim Ahmet bende gelicem diye tutturdu. Bende zaten tek korktuğum için ahmet’le gittim.
Ben ilk kez içtiğim için başım falan dönüyor ahmet in koluna girip yürüyorum. Aşağıya indik Ahmet in motoruna bindik tarif ettim yolu bas gaza dedim.O da hızlı sürüyor baya 15 dk ye gittik bu ahmet hızlı sürdüğü benim başım iyice dönüyordu.Bir baktım Adnan abi korumalarıyla dışarı çıkmış normalde hep tek tabanca gezerdi.3 araba hazırladı korumaları Adnan abi ortadaki mercedes'e bindi diğerleri siyah range di.Ben motordan inip kusmaya başladım. Ahmet “adamı kaçırıyoruz sırası mı şimdi” dedi.Ben kendimi biraz topladım sonra yürü takip edelim dedim. Motora bindik.
Yetişmek için muallak 110 bastı motor da scooter tir tir titriyor. Baktık ki boş bir ormanlık alana park ettiler bizde bir 100 metre falan gerilerinde scooter ı ağaçların arasına sakladık. Onları çok net görebiliyorduk bir baktık ki 5 tane siyah range çok hızlı bir şekilde Adnan abilerin yanına gitti.Ve arabalardan 10-15 kişi indi. Adnan abiler 8 kişiydi.Bir tane şık giyimli adam aşağıya indi 50 li yaşlarında bastonla gezen bi adam adnan abinin tam önünde durdu. Kısık sesli konuşmaya başladılar. Sonra Adnan abi sinirlenip.
-Menderes beni tanımamışsın dedi.(silahını hızlı bir şekilde çıkardı) Menderes in adamları daha hızlı çıktı ve Adnan abileri taradılar sadece Adnan abi den bir el ateş sesi duydum ve Menderes bacağını tutup yere attı kendini.5 saniye içinde yerde 6 ceset vardı. Menderes i adamları araba koyup hemen kaçtılar ben koşmaya başladım Ahmet dur gerizekalı dedi ve tuttu beni. Adamların gözden kaybolduklarını görmeden başımı kaldıramadım Ahmet lan şu adam yaşıyo dedi. Hemen baktım o adam Adnan abiydi. Yaralı bacağımla Adnan abinin yanına koştum Abi diye bağırdım(+ben -adnan abi) -anlaşamadım babanı alamadım…
Ağzından çıkan kanlar konuşurken fışkırıp yüzeme geliyordu.Ben sadece bakıyordum.
-Al bu tespihi benim mekanlarım artık senin mekanın (elime gümüş bir tespih verdi) Ahmet dizlerinin üstüne çöküp boş boş bakıyordu. -Al bu benim silahım artık senin silahın (gümüş renginde parlayan bir silah) +Abi adna.. Sözümü keserek -Babanı sen kurtaracaksın benim mekana git tespihi göster ye... +adnan abi
Adnan abi ölmüştü. Bacağımı zorladığım için kanıyordu ama bunun benim mi yoksa adnan abinin mi olduğunu bilmiyordum silahı kemerime soktum tespihi cebime attım motora atlayıp hastaneye gittik bacağıma pansuman lazımdı.
Hastaneye giderken yoldan gecen herkes bize bakiyordu savas gazisi gibi etrafta dolaniyordum. Hastenin onune geldigimizde beni goren doktor hemen sedye getirdi yatirdi ahmet konusmaya basladi ama ben baya kan kaybetmisim olayin sokundan haberim yok neyse bunlar konusurken beni bi odaya soktular. Ben orda bayildim. sabah uyandigimda yalnizdim ahmet i annesi eve cagirmis cocuk da gitmek zorunda kalmis. Doktor geldi yanima nasilsin dedi
Ben iyiyim ne kadardir yatiyorum dedim cok kan kaybettin en az 2 gun daha burdasin umarim sigortan karsilar dedi. Babamin maddi durumu Allah’a sukur iyidir ben parada sıkıntı olmaz dedim tamam sen dinlen dedi. Benim kafami gommemle 12 saat daha deliksiz uyumam bir oldu. Beni annem tokatlayarak uyandirdi gozlerimi açınca mutluluktan agalamaya basladi kucuk kardeşim de elimi öpüp “iyimisin abicim” diyordu bende iyiyim prenses diyordum.
Annen kardeşimi yolladi ve bana olanları sordu.Ben her seyi anlattim. Artik ailemden bir şey saklamayacaktim annem Menderes adini duyunca bir gozleri doldu bende Menderes adini duyunca aklima silah ve tespih geldi hemen isler taka sarmisti. Annem silah ve tespihi soylemedim. Annem bana Menderes'in babamin eski is ortağı olduğunu söyledi. Annemle tanisinca gecmis hayatina bir sunger cekip Menderes'e siktiri cekmis.O günden sonra babam Mert olayına kadar hiç Menderes’le konusmamis.
2 gun yattıktan sonra Ahmet geldi beni motorla hastaneden almak için hastanenin önüne park etti. Anneme kaçıp gitmesini babamı kurtaracagimi soyledim annem de gönlünün razı olmadığını belirterek tamam dedi. Taksiye binip otogara gitti. Kucuk prensesim de bana saç tokasini verdi ve beni unutma abicim seni cok şeviyoyum dedi benim gozlerim doldu.
Ahmet’le motora binmeden once emanetle tespihi sordum “bende” dedi. Icim rahatladi.
Motora bindik ve Adnan abinin mekana gittik tespihi gosterdigim beni vip yerinden iceri aldilar siyah takim elbiseli adamlarla doluydu hepsi Kocaman bir masa vardi mafya babalari oturuyordu ben hayatimda hic olmadigim kadar cesur davranip belimden tabancayi cikardim ordakim herkes silahlarini cikartmisdi.
Hepsi tek bir ters harekette delik desik ederlerdi beni.Ben usulce silahi masaya koydum ve tespihi cikarip Herkese gostererek silahin ustune koydum bağırarak
-Menderes Adnan abimizi Öldürdü. Dememle herkes sok oldu tekila icenler shot atarak bardaklari masaya sertce vurdu.
Herkes bana bakarken bir anda başka bir adama baktilar bu adam Menderesti basini yavasca yukarı kaldırdı ve bastonuna tutunarak yanima geldi.Ben 3,5 atarken elini omuzuma koydu yiğenim gel senle bir yürüyüşe cikalim dedi.Ben bir sey diyemeden yurumeye basladik beni dar koridorlardan geciriyordu ve arkamizda 1 tane adam vardi. Agzindan su kelimeler dokuldu
-Babani severdim baban eskiden benim icin calisan bir tetikciydi ise basladigi zaman senin yaşlarındaydi ama senden daha uzun ve gucluydu hemde acımasızdi. isime yarayan ve sevdigim tek kisi oydu yasi buyudu ve annenle tanıştı bu isten ayrilmak istediğini soyleyerek bana bir terbiyesizlik yapti bizim camiamizda boyle seyler olmaz…
Adam cok iyi bir konusmaciydi bu acik ve netti ben konusmasini bolemiyordum cok akici konusuyordu sonra devam etti.
-Baban ne yaptı biliyorsun dimi benim yanimda çalışan bir genci öldürdü…
Tam o sırada bir kapının önüne geldik. Adamina isaret cakti ve kapiyi actirdi. Iceride babam vardı. Ama bu yaşadıklarimdan sonra soğukkanlilikla beni buraya niye getirdiniz dedim. Menderes de şaşırdı.
-Babanı görünce mutlu olursun sandık Bende -Babam serbest kalirsa mutlu olurum Dedim Sonra babamin yanina gittim cok kotu dovmuslerdi yaklasik 1 hafta oluyordu sakallari uzamis 2 gozu mor burnu yamuk ve disleri dokuk olan kisi babam olamazdi…
Gozlerim doldu.
Menderes konusmaya basladi
-Baban ve sen özgürsun bir daha bana veya bir adamima bulaşırsanız sonunuz Adnan gibi olur dedi ve basini one egip ağır adimlarla gitti
Babam konusamiyordu. Ahmet kosarak geldi Ekrem abi dedi ve ben bir koluna girdim o bir koluna girdi.Onu dışarı, çıkarırken Menderes e ofkeli gozlerler bakiyordum .
Taksiye binip hastaneye gittik. Bana bakan doktor ne haltlar karıştiriyorsun dedi. Cevap vermedim sonra tekerlekli sandalye getirdi bana sinirli bir sekilde bakiyordu babami dag gibi adam babam tekerlekli sandalyede boynunu saga bulmus yatiyordu. Hemen bi odaya yatirip serum tuttular polis cagirdilar.
Sokakta buldugumu soyledim polislere, babamin uyaninca karakola gelmesini soylediler. Sonra gecmis olsun diyip gittiler. Annemi arayıp babamin burda olduğunu soyledim. Annem bir oh cekti. Doktor yüzü asik bir şekilde yanima gelip babama burnu icin ameliyat yapacaklarini soylediler.Ben uyaninca yaparsiniz dedim.Ama burnu cok yamuldugu için nefeste sıkıntı olur acil dediler.
Bende kabul ettim babamin Hesabindaki para suyu çekmişti hastane ozeldi.
Annem hemen geldi gece gündüz babamin başında bekliyorduk okuldan arıyorlardı surekli annemle okula gidip devamsizligimi sildirdim.1 ay boyunca girmedigim sinavlara girdim yeniden ders calismaya baslamistim.1 ay sonra okuldayken annem “baban uyandi” diye aradi cikista taksiye binip hastaneye gittim annem doktorla tartışıyordu.
Biliyordum para yüzündendi hemen iceri girdim babama sarildim babama hic bu kadar içten sarildigimi bilmem bana yaptiklari odetecegiz oglum…
Ben artik eskisi kadar masum degildim artik daha ciddi olgunlasmis ve soğukkanli bir insandim. Annem para mevzusunu soyleyince babam bana Avni diye bir adamin adresini verdi adamin babama 13 bin lira verecegi varmış. Ben adrese gittim. Ben villa falan beklliyordum apartmana gelmistim babami arayip kati ve daireti sordum 4.kat 25.daireye girdim ama kapiyi acmiyordu.
Sinirlendim ve kapiya cok da sert olmayacak şekilde tekme attım bir sandelyenin ustunde oturan bir adamin kafasindan kanlar akmis kurumustu masada 3 serit kokain in vardi 3.cu şeridin yarisini icmisti. Normalde kacardim ama paraya ihtiyacim vardi. Nedense cesedi gordugumde midem bile bulanmadi artik tiksinmiyordum artik alismistim...
Cekmeceleri karıştırdım ama boklu donlardan başka bir şey yoktu. Evden tam cikacakken ayak sesleri geldi ben korkup yere dusen silahi elime alip kapiya dogru nisan aldim…
Ayak sesleri yaklastikta ellerim daha cok titriyordu.
En sonunda konuşma sesini bu ses Menderes in sesisydi. Hemen silahı aldığım yere koydum ve içeriye koştum. içerdeki bir koltuğun arkasına uzandım kulağımı yere koydum Menderes tek değildi ama kaç kişiydiler bilemiyorum. Menderes içerideki ceseti görünce
-Gerizekalılar bir bokuda becerin bu silahın burda ne işi var…
Normal bir şekilde bir konuşmaya devam ettiler beni farketmedikleri için şükür ediyordum.Ama bir anda kafama silahın namlusunun dayadı birisi.Bir anda koşarak bir biri daha geldi beni kaldırdı biri bir koluma diğeri diğer koluma girdi. Kaçmam imkansızdı. Beni Menderes in yanına götürdüler.
Menderes konuşmaya başladı.
-Seni de babanı da uyardım siz falanca(soyisim yerine yazdım) ne laftan anlarsınız ne dayaktan.
Ben buna sinirli bir şekilde baktım. Sonra piç sırıtması yaptı ve cebinden Adnan abinin tespihini çıkardı. Tespihi ucundan sağ eliyle tutuyordu.Bir anda elini geriltti.Ve tespihle tokat attı bana(Ben yere düşen boncukları topladım bi 10-15 tane toplayınca).Devam etti
-Hepiniz böyle dağılacaksınız Ben bir anda bağırdım -intikamım acı olacak!(O kadar çok bağırdım ki sesim apartmanda eko yaptı ve boğazım acıdı).
Bir anda apartmandan sesler geldi. Yaşlı bir teyze noldu diye bakmaya geldi.O sırada ben yine olsa yapamayacağım bir hareket yaptım ve Menderes le adamları kadına bakarken ben adamın kafama dayadığı silahı elinde almaya çalıştım alamayınca ittim adam cesede 1 kurşun daha sıktı yanlışlıkla. Diğer adam benim arkamdan sarılmaya çalıştı ben dirsek attım. Hayatımda koşmadığım kadar hızlı koştum.
Babamın yanına gittim olayları anlattım. Babamın gözlerindeki öfke ateşi bu sözlerle daya çok harmanlanmıştı. Yüzünü pencereye çevirdi ve bir şey söyledi. Duyadamım ne dedin dediğimde
Takımı tekrar toplayacağız dedi Ben de artık bir şeyleri anlamaya başlamıştım. Babam -Hazırmısın? Dedi.Ben babamın oğluydum ve onun kadar cesurdum neye dedemeden direk -Hazırım
Dedim taksiye binip otoparka gittik. Babam mühürü kırıp yazhaneye gitdik içerideki çekmeceden adnan abinin tespihinin aynısını çıkardı. Sonra arkadaki depo ya gittik içerde patlak lastik teyip tamir kutusu ilk yardım kutusu gibi şeyler var. Babam tamir kutusunu açıp içindeki her şeyi döktü ve gizli olan gözü açıp içinden adnan abinin silahının aynısını çıkardı. Hemen arabamıza bindik (audi a4) Ormanlık bir alana gittik eski bir ev vardı ama evin ışıkları açıktı. Babamla arabayı parkedip evin içine girdik. içeriden mini etekli kızlar tekila dağıtıyordu.. içerisi çok büyük ve gösterişliydi dışardan ilgi çekmiyordu. Herkes bize bakıyordu. içeriden fısıltılar geldi Ekrem... Ekrem abi.
Babama içeride olan yaşlı bir adam işareti çaktı hemen babam adamın elini öptü. Babam olayları anlatıcan biliyoruz dediler ve içerideki ofise gittik 30 kişi toplantı salonu gibi bir odaya gitmiştik herkes yerine oturmuş arkalarında korumaları tetikte bekliyordu. Babam silahını ve tespihini çıkarttı herkeste aynı tespih ve silahtan vardı. Belliydi bu bir mafya ailesiydi. Babam intikam almamız lazım deyince elini öptüğü yaşlı adam sen reisi mi öldüreceksin dedi. Ben şaşırdım ama babam soğukkanlılıkla devam etti.(-babam + yaşlı adam)
-Az kalsın beni öldürüyordu
+Yaptıkların sonucunda ölmeyi hak etmedin mi? Babam yutkundu ve devam etti
-Benim bu dünyadaki mirasımı alıyordu (bana bakarak dedi)
+Oğlun hiç boş durmamış Böyle devam etti konuşma.En sonunda babamı 6 kişi destekledi.
+Siz 6 nız gidin ne bok yerseniz beni uğraştırmayın Dedi ve kalın uzun ve damarlı * puroyu ağzına aldı ayaklarını masaya uzatıp eliyle gidin işareti yaptı. Bizi destekleyen 6 adamdan sadece 2 si bizimle gelmeyi kabul etti. Uzun olan adamın adı Kerim. Karadenizli olana adamın(Burnu 30 cm ve kemikli)Dursun. Dursun bizi ofisine götürdü ve plan yapmaya başladık.
Babam ben dahil toplam 28 kişiydik herkes de bir tabanca olacaktı. Sonra son bir haber geldi Menderes yarın uçakla londra’ya gidiyorumuş.Tam olarak plan yapmadan apar topar gecenin 2 sinde Menderes in mekanını basmaya gittik.Şimdi düşünüyorumda bir baba oğluna 16 yaşındayken eline silah verip mafya stajyerliği yaptırır mı?
Mekan kocaman bir kumarhaneydi tabi dışardan bakımsız bir villa gibi gözüküyordu.
Babam sigarasını yaktı. Ve arabadan inmeye başladık 28 kişilik küçük bir orduyduk 10 kişi arabaların yanında kalıp güvenlikleri arabaya çekip bizim içeri girmemizi kolaylaştıracaktı.
Hemen ateş etmeye başladık güvenlikler arabaya doğru koşmaya başladı biz tam koşarlarken villanın kapısına girmeye çalıştı bizi biri farketti ve taramaya başladı sadece silah sesleri ve elime yüzüme sıçrayan kanları hissedebiliyordum.Ama şoktaydım sanki felç inmişti.En sonunda babam beni tutup aşağıya yatırdı. Bizden biri o adamı halletti ve içeriye ateş ederek girdik herkes masanın altına saklanmıştı. içerideki güvenlikler ateş edemedi içeride müşteriler vardı.O an hepsi bir şey yapmayın deyip silahlarını yere attı bizim dışarda arabanın yanında duranlar dışarıdakileri halletmişti. içeriye onlarda girince rahat bir 20 kişi vardık içeride 4 tane güvenlik vardı.
Babamla ben yukarı çıktık, babam tüm odalara tekme atıp içeri atlıyordu ama tüm odalar boştu.Tek bir oda kaldı yavaşça kapı kulpunu indirdim.Ve içeride prensesim vardı.Abi der demez Menderes prensesimin başına silahı dayadı babam hemen yanıma geldi. Bağırmaya başladı.Ben tekrar şoka girmiştim babam bırak.. yoksa... yoksa... ölürsün kelimeler kulaklarımda takılıyordu her şey ağır çekimde gerçekleşiyordu Menderes geri dur.. yoksa... ölür.. beni buna mecbur bırakma diyordu.
Babam bir anda silahını Menderes e doğrulttu Menderes tetiğe bastı.Ve küçük kız kardeşimin prensesimin kanları diğer duvara doğru akmaya fışkırmaya başladı. Babam Hayır diye bağırdı.Ve dizlerinin üstüne çöktü.O sırada Menderes babama silahını doğrulttu.Ben de belimdeki silahı almaya çalıştım.Ama menderes daha hızlıydı babamı tam kalbinden vurdu.Ben silahı çıkarınca tam 11 el ateş ettim en sonunda mermi bitmişiti Menderes karnını tuttu ve geri geri gitmeye başladı.Bir anda arkasındaki camı kırıp yere kapaklandı. Babam bir eliyle kalbini tutu diğer eliyle ağzından çıkan kanları tutmaya çalıştı sonra bana o baygın gözlerle bakıp yüzüstü yere çakıldı.
Ben hala şoktaydım 30 saniye öylece yerdeki 3 cesede baktım. Sonra polis sesi geldi. Aşağıdaki elemanlardan biri beni uyarmak için yanıma geldi etrafı görünce beni kolumdan tutup zorla dışarı çıkarttı tam aşağıya inecekken polislerin aşağıda olduğunu gördük ve Menderes in kırdığı camdan aşağıya tutunarak indik.
O orman evine gittik olayları anlattık o gün orada kaldım annemi aramama rağmen telefonlarımı açmıyordu. Ertesi gün eve gittim ve evde anemin bıraktığı notu gördüm gitmiş ve bir daha gelmeyecekmiş. Ahmeti aradım gelirken 1 kasa bira 10 dal kalın puro ve 2 paket parliament almasını söyledim 30 dk ye geldi.Ve bana sınıfta kaldığımı söyledi.Ben hiç siklemedim.
Dursun abi beni cezaevinden aradı teshpihini bana verdi. Ve şöyle dedi
-Benim hiç erkek oğlum yok tüm suçlarım ortaya çıktı müebbet yedim senden başka bunu verecek kimsem yok. Dedi, ben direk kabul ettim ve onun koltuğuna oturdum. 17 yaşıma geldiğimde milyonlarla oynanayan bir çocuktum...
submitted by hassnictir01 to kopyamakarna [link] [comments]


2019.11.19 12:58 fragmanlife Alef Oyunculari Karakterleri ve Konusu (Blue TV)

Alef Oyunculari Karakterleri ve Konusu (Blue TV) İnternet üzerinden hizmet veren Blue TV yeni bir diziyle gündeme geliyor. Uzun bir süredir hangi kanalda, hangi diziyle anlaştı diye merak edilen Kenan İmirzalıoğlu Blue TV nin yeni projesinde yer alacak. Kenan İmirzalıoğlu Alef dizisinin başrol oyuncusu olacak.
İsmi değişik dizilerde gündeme gelen Kenan İmirzalıoğlu ATV de yayınlanan ve daha önce Murat Yıldırım’ın sunduğu Kim Milyoner Olmak ister adlı yarışma programında sunucu olarak anlaşmıştı. Aynı zamanda sadece 8 bölüm olarak yayınlanacak olan Alef dizininin başrol oyuncusu olacak. Dizide birbirinden ünlü oyuncular ona eşlik edecek.
Dizide Ahmet Mümtaz Taylan, Melisa Sözen gibi oyuncuların yanı sıra Ece Dizdar, Osman Alkaş, Rıza Akın, Kıvanç Baran Arslan ve Erdem Kaynarca gibi yetenekli oyuncular da yer alıyor. Alef dizisini ünlü yapımcı ve senarist Emin Alper kaleme alacak. Dizinin çekimlerine Ekim ayında başlanacağı ve Kasım ayı gibi de Blue TV de yayınlanması bekleniyor.
Alef Dizisi Konusu Alef dizisi mistik bir polisiye dizi olacak. Alef dizisinde İstanbul Boğazı’nda bir cesedin bulunmasının ardından ortaya çıkan çeşitli cinayetlerin sırrını çözmeye çalışan iki dedektifin hikayesi izleyicisi karşısına çıkarılacak.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Alef Dizisi Oyuncuları Kenan İmirzalıoğlu 18 Haziran 1974 yılında Ankara’nın Bala ilçesi Üçem köyünde dünyaya geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nde okurken mankenlik ajansına kaydoldu ve kısa sürede dikkatleri üzerine topladı. Best Of Turkey ve ardından Best Of World modellik yarışmalarında birinci seçilerek büyük başarılara imza attı. Bu başarılarının ardından dizi ve film teklifleri gelmeye başladı.
Osman Sınav’ın dikkatini çeken yakışıklı oyuncu Deli Yürek dizisinde oynar ve ardından Amerika’ya giderek dil eğitimini tamamlar. Geldikten sonra Uğur Yücel’İn yönettiği Alaca Karanlık sinema filminde oynar. Son olarak Karadayı dizisinde oynamıştır. Kenan İmirzalıoğlu 2016 yılında Sinem Kobal ile evlenmiştir.
Melisa Sözen 6 Temmuz 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Daha 14 yaşındayken Yedi Kocalı Hürmüz müzikaline çıktı. Orada tanıştığı Nilgün Belgin sayesinde Kadınlar Kulübü dizisinde oynadı. Pera Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü’nü bitiren güzel oyuncu 2004 yılında gösterilen Çemberimde Gül Oya dizisiyle tanınmıştır. Birçok dizi ve filmde rol alan başarılı oyuncu 2012 yılında TRT de yayınlanan Şubat dizisinde rol icabı sevgilisi olan Alican Yücesoy ile gerçekten evlenmiş ancak bu evlilik sadece 5 ay sürmüştür.
Ahmet Mümtaz Taylan 12 Eylül 1965 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro ve Oyunculuk Bölümü’nden mezun oldu. 18 yıl tiyatro oyunlarında oyuncu, yönetmen, genel müdür gibi görevler üstlenen usta oyuncu 2006 yılında Devlet Tiyatrolarından istifa etti. Ardından bazı üniversitelerde eğitim vermeye başladı. Ahmet Mümtaz Taylan Hayat Şarkısı Yılan Hikayesi, Kurşun Yarası, Avrupa Yakası, Ezo Gelin, Leyla ile Mecnun, Behzat Ç., Kötü Yol, Güzel Köylü gibi dizilerde rol almıştır. Başından 2 evlilik geçen oyuncu şu anda bekardır.
Ece Dizdar 23 Kasım 1981 yılında İstanbul’da doğdu. En Son Babalar Duyar dizisi ile ismini duyurmuştur. Oyunculuğunun yanı sıra seslendirme sanatçısı olarak ünlü markaların seslendirmelerini yapmıştır. Babasının subay olmasından dolayı dünyanın bir çok ülkesinde yaşamak zorunda kalmıştır. Bu yüzden Belçika’da müzikal Oyunculuğu, ses ve dans eğitimi almıştır. 1999 yılında meydana gelen Gölcük depreminde tüm ailesini kaybetmiştir. Esir Şehrin Gözyaşları, Hayalet, Karakol, Şubat, Güneşi Beklerken, Beş Kardeş gibi dizilerde rol almıştır.
Osman Alkaş 3 Hasım 1955 yılında Kıbrıs’ın Lefkoşe kentinde dünyaya gelmiştir. Ankara Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Anabilim Dalı mezunudur. Tiyatronun yanı sıra uzun süre sabah programları, çocuk programları ve yemek programlarını sunmuştur. Çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Son olarak Vuslat dizisinde Tahsin karakterini oynamıştır.
Rıza Akın 15 Eylül 1957 yılında Adana’da dünyaya gelmiştir. Elazığlı bir ailenin çocuğu olan Rıza Akın 1969-1977 yılları arasında Tiyatro yaşamına ara vermiş ve bu dönemde iletişim okuyarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. 2005 yılında dizi ve film oyunculuğuna yeniden dönmüştür. Rıza Akın ünlü oyuncu Japon Miho Shimotashiro ile evlidir. Usta oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır.
Baran Arslan 1 Temmuz 1988 Ankara doğumludur. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisidir. Yol Arkadaşım ve Sen Kiminle Dans Ediyorsun sinema filmlerinde rol almıştır. Zengin Kız Fakir Oğlan, Doksanlar, Zeyrek İle Çeyrek gibi dizilerde boy göstermiştir.
Erdem Kaynarca 1982 İstanbul doğumludur. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdikten sonra Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü de bitirerek oyunculuk kariyerine başlamıştır. Çok sayıda Tiyatro oyunu bulunmaktadır. Son olarak Yasak Elma dizisinde Dündar karakterini oynamıştır.
Alef Dizisi Konuk Oyuncuları Alef dizisine her hafta bir ünlü oyuncu konuk oyuncu olarak katılacak. Alef dizisinin ilk konuk oyuncusu ise ünlü oyuncu Hatice Aslan olacak.
Hatice Aslan 20 Şubat 1962 Sivas doğumlu olan 57 yaşında ki oyuncu Hatice Aslan Ankara Devlet Konservatuvarı mezunudur. Son olarak Kuzgun dizisinde gösterdiği performans ile büyük bir beğeni toplayan Hatice Aslan daha önce Bir Deli Rüzgar ve Adı Zehra gibi dizilerde de yer almıştır. Hatice Aslan Ferhunde Hanımlar dizisi ile tanınmış ve çok sevilmiştir. Ekin isminde bir oğlu olan Hatice Aslan daha önce Hakkı Ergök ve Renan Kaleli ile evlilikler yapmıştır. Ağustos 1999 depreminde ailesini kaybetmiştir. 4 sezon Lale Devri dizisinde yer almıştır. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2016.02.16 10:20 dilekbirgen Stacey Bendet;Erkeklerin durup bakacağı pantolonlar tasarlıyorum

Lady Gaga, Jennifer Lopez, Michelle Obama, Taylor Swift ve Rihanna gibi isimlerin gözde markası Alive and Olivia’nın yaratıcı direktörü Stacey Bendet ile konuştuk. Bendet hem özel hayatını hem de modayla ilgili düşüncelerini HT Cumartesi’ye anlattı.
Stacey Bendet 50’den fazla ülkede satışı olan Alice and Olivia markasının yaratıcı direktörü hem bir anne hem de bir eş. Her şey tepeden inmemiş, çok çalışmış ve kendi hikâyesini yazmış. Babası kumaş ithalatçısı, annesi giyinmeyi seven yaratıcı bir kadın. Yani modaya ilgisi boşuna değil Bendet’in. Uluslararası ilişkiler ve Fransızca bölümlerini bitirmiş ama genlerinden uzaklaşamamış. Tasarladığı pantolonlarla kısa sürede adını ünlü modacılar arasına yazdırdı. Hatta Lady Gaga, Michelle Obama, Jennifer Lopez, Angelina Jolie gibi isimler de onun tasarımlarını tercih ediyor. Ona göre başarısının sırrı odaklanmak ve işin her şeyden önce gelmesi. Bu lafta değil, geçen hafta Disney’lerin kurucusu Michael Eisner’in oğlu Eric Eisner’dan üçüncü kızını doğurmasına rağmen hemen işinin başına geçti ve sorularımızı yanıtladı.
Bir köyde büyümüşsünüz öyle mi?
Manhattan’da doğdum ve şehir dışında Chappaqua adında küçük bir köyde büyüdüm. Kırsal bir yerdi, bisiklet binerdim, kayalıklara hatta ağaçlara tırmanırdım. Anlayacağınız biraz hırçın bir çocukluk yaşadım. Kız kardeşimle çok oyun oynardık. O, nedense benim tam zıttım ama her zaman yakın arkadaşım oldu.
‘DÖŞEMELİK KUMAŞ BİLE KULLANDIM!’
2001’de Pennsilvania Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Fransızca bölümünden mezun olduktan sonra moda sektöründe internet siteleri yapmaya başladınız. Nasıl bu yola girdiniz?
Dilek beni hakikaten iyi araştırmışsın. Bu bilgileri her yerde bulamazsınız. Tasarım yapmayı hep sevmişimdir. Küçükken saatlerce bebeklerime kıyafetler yapardım. Annem “Bu kız kesin modayla alakalı bir şeyler yapacak” derdi. Paris’te yaşarken moda sektöründe çalışmaya karar verdim. Dikiş kurslarına gittim. Hedefimde büyük bir şirket kurmak yoktu. Önceleri çizgili ve grafik şekillerde tasarımlar yaptım, hatta ilk seferler döşemelik kumaş bile kullandım!
İlk tasarımın pantolon… İyi de pantolon daha zor bir tasarım değil mi?
O zamanlar jean çok modaydı. Kumaş pantolon giymek anne işiydi. Jean kesimini alıp kumaştan bir pantolona dönüştürdüm. Bu parçayı tasarlayıp dikmek zordur çünkü üste iyi oturması gerek. Desenleri ve kesimi kurnazca kullanarak harika bir vücut yaratabilirsiniz. Ben bacakları uzun ve kalçaları erkeklerin durup bakacağı şekilde gösteren pantolonlar tasarlamayı hedeflerim. Vücudu en güzel gösteren kesim alçak beldir, kalçada dar olacak ama bacakların altında bol paça olacak. Bu şekilde vücut daha uzun ve ince görünür.
Alice and Olivia anne ve anneannenizin isimlerinden oluşuyor. Neden?
Aslında Olivia annemin ve Alice de benim çok sevdiğim Japon balığımın adı. Her genç kızın modayla ilgili ilham kaynağı annesidir. Mesela bol paça pantolonların çıkış noktası annemin düğününde çektiği bir fotoğraftı.
Neden düğününde makyajın ve gelinliğin siyahtı?
Kaçtık, gizlice evlendik. Sürpriz yaptık ailelerimize. İlk olarak plajda beyaz bir gelinlikle evlendim. Eşim Eric, kargo şort giydi. İçimizden geldiği gibi giyindik.
‘TRENDLERİ KABUL ET’
Birçok koleksiyon hazırladınız. Peki ya bundan sonra?
Bir gün makyaj koleksiyonu yapmayı düşünüyorum.
Moda dünyası size ne öğretti?
Vizyonunu değiştirme! Trendleri kabul et ama onların peşinden koşma. Alice and Olivia kadınına sadık kal.
Uluslararası projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Bu yıl uluslararası ortaklarla Çin, Japonya ve Ortadoğu’da 15 mağaza açacağız.
Başarılı olmak için ünlülerin tasarımlarınızı giymesi şart mı?
Çok ünlü müşterimiz var. Markamızı tercih eden güçlü ve harika kadınları görünce gurur duyuyorum. Beyonce ve Jennifer Lopez de var mesela… Markamız Beyaz Saray’dan sahnelere kadar gidiyor.
En beğendiğiniz kişi kim?
Michelle Obama grafik desenli gömleğimizle harika görünüyor. Ayrıca Lady Gaga en beğendiğim siyah takımlardan biriyle; Beyonce bir gömleğimizle; Rihanna siyah pantolonumuzla favorim.
‘İŞ HER ŞEYDEN ÖNCE GELİR’
İki kızın var, onlardan modayla ilgili ne öğrendiniz?
Kızlarım bana modanın eğlenceli yönünü öğretti. Eloise’in tarzı minimalist. Siyah tayt ve beyaz gömlek giymeyi seviyor, saçını atkuyruğu yapar, yüksek tabanlı spor ayakkabı giyer. Scarlet büyük güneş gözlükleriyle dolaşıyor, taç, tütü, ayağında Dr. Martens veya çizme… O tam bir karakter!
Günümüzün modasında artık stil “güzel” olmaktan çok “cool” olmak.
Ben modaya sanat olarak bakıyorum. Kıyafetler benim için kişinin yansımasıdır. Bence bir kadın hem havalı hem de güzel olabilir.
Röportaj: Dİlek Birgen
submitted by dilekbirgen to Moda [link] [comments]


yeni kız arkadaşım videomu seslendiriyor. Kız Arkadaşın Var Mı ? - Evet Adı Anne KIZ ARKADASIM KORE RAMENINI ILK KEZ TADIYOR! KIZ ARKADAŞIM OYUN DÜNYASINI NE KADAR TANIYOR? KORE KLİP // Duma Duma Dum Neden Kız Arkadaşım Yok [Kısa Film] Çinli Kız Arkadaşım Neden Utandı?? Cadılar Bayramı Vlog3

Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki - 2 - Kim Seong Yeon

  1. yeni kız arkadaşım videomu seslendiriyor.
  2. Kız Arkadaşın Var Mı ? - Evet Adı Anne
  3. KIZ ARKADASIM KORE RAMENINI ILK KEZ TADIYOR!
  4. KIZ ARKADAŞIM OYUN DÜNYASINI NE KADAR TANIYOR?
  5. KORE KLİP // Duma Duma Dum
  6. Neden Kız Arkadaşım Yok [Kısa Film]
  7. Çinli Kız Arkadaşım Neden Utandı?? Cadılar Bayramı Vlog3

안녕! Beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın Cutiepie’lar ^^ İnstagram: Jihoon: @adnapp4 Şehsu: @bbygrll99 Twitter: @FunC0uple1 Marketın adresı: Mecidiyeköy Mah Ş... Kız Arkadaşın Var Mı ? - Evet Adı Anne KmS Videos. Loading... Unsubscribe from KmS Videos? ... Kim milyoner olmak ister? - Duration: 15:44. İnstaTube 885,795 views. 15:44. 김애교Kim Aegyo 567,079 views. 2:03. Röportaj - Turistler Türk Kızları Hakkında Ne Düşünüyor? ... Japon Kız Arkadaşım ile Bir Gün *ÇEKİRDEK ÇITLATIYOR* Japon Hamza - Duration ... Hoşgeldiniz ben Eren, yeni kız arkadaşım videomu seslendiriyor. videom ile karşınızdayım. Gerçekten güzel ve eğlenceli ve komik bir video oldu iyi seyirler. ... Bu videodaki hiçbir karakter yaşayan veya ölü kimseyi temsil etmemektedir. Bu videonun amacı insanları, özellikle gençleri eğitmektir. Bugün seni gördükten sonra, Söylemek isterim ki ... Dizi Adı: My Girl/ Kız Arkadaşım When Gong Chan meets the lively and beautiful Yoo Rin, he finds out that she has connections to his missing cousin, whom his grandfather has been searching for. Kız arkadaşım oyun dünyasını ne kadar tanıyor, biliyor bakalım kaç soruya doğru cevap verebildi. Biz çok eğlendik umarım siz de izlerken keyif alırsınız. Vid...